14 Ağustos 2010 Cumartesi

...

Benim gönlüm kırlarda dörtnala koşan bir aygır gibi, coşkulu ve özgürdür...

Bir kısrak olmalı, benimle yanımda koşan, yelesini savura savura bana doğru...

Gövdemizden akan ter, bizi özgür kılmalı, rüzgarın çarpmasıyla, serinlemeliyiz...

Ve ben ona hava atmalıyım daha hızlı koşmaya çalışarak, kaslarım ortaya çıkarken

Soluklarını ensemde hissedecek kadar yakın olmalı ben şaha kalkmışken...

Ormanlara dalmalı benimle şuursuzca, sık ve dikenli ağaçların, çalıların arasına...

Bana güvenmeli, peşimden gelmeli, gerektiğinde "tırıs" yürüyebilmeli benimle ahenkli...

Vahşi ormanın güzelliklerini ve en lezzetli otları nerede bulacağını öğrenmeli benden...

Beni dinlemeli, çünkü ben ormanların, ben büyük kırların, ben taşlı yolların koşucusuyum.

Ve eğer becerebilirse bu yolculuklarda her gün hızıma yetişmeyi ve ayakta kalmayı,

Sevişmeliyiz uçsuz bucaksız kırlarda, bir aygır ve kısrağa yakışır şekilde, hergünün gecesinde...

Her yeni gün aydığında, başka bir yolculuğa çıkmalı benimle, nereye gideceğini umursamadan...

Hızlı, özgür, vahşi, coşkulu ama sakin, uysal, ehil ve yavaş, ahenkli ve şefkatli olmalıyız.

Her yolculuğun sonundaki, güneşi devirip, dağların ardına saklanıp, sevişmelerimiz gibi...

1 yorum:

ANT dedi ki...

Aylin bunu da beğendi! :)